G.J. Rheticus (1514-1576), Valentin Otho, Pitiscus
(1561-1613): Trigonometrik ve astronomik tablolar bu matematikçilerin
çalismalariyla giderek kesinlige ulasti. Rheticus, tüm alti trigonometrik
degeri her 10 saniye ve 10 basamaga kadar içeren tablolari gelistirdi.
Bu tablolari ögrencisi Valentin Otho tamamladi. Pitiscus ise tablolari
15 basamaga kadar çikardi.
Adriaen van Roomen
(1561-1613): Denklemleri çözme teknikleri ve köklere iliskin
bilgileri daha da gelistiren Belçikali matematikçi. 1593’te
45 dereceli bir denklemi çözecegini iddia ederek meydan okumustu.
Düzgün çokgenler kullanarak bu denklemin bazi özel çözümlerini
bulmayi basardi.
Francois Viete (1540-1603):
IV. Henry’nin hizmetindeki Fransiz avukat. Trigonometrik ifadeler
kullanarak Van Roomen’in problemini çözdü. Ayrica Cardano’nun
kübik denklem çözümünü trigonometrik biçime
indirgeyince, sanallari kullanmak gereksizlestigi için “indirgenemez
durum” korkutuculugunu yitirdi. En önemli basarisi denklemler kuraminin
gelistirilmesiydi. Bu alanda sayilari harflerle gösteren ilk matematikçilerden
biridir. Arsimet’i asarak pi’yi 9 ondalik basamaga kadar hesapladi.
Viete ayrica, pi’yi sonsuz bir çarpim olarak da gösterdi.
Simon Stevin
(1548-1620): Muhasebeci ve mühendis. Tüm ölçüm sistemlerini
ondalik tabanda birlestirme projesinin bir parçasi olarak, ondalik kesirleri
ilk kez kullandi. Bu, Hint-Arap sayi sisteminin genel olarak kullanilmasi sayesinde
gerçeklesen önemli gelismelerden biriydi.
John Napier (1550-1617):
Iskoçya’da büyük toprak sahibi olan ünlü matematikçi.
Logaritma yöntemini buldu. Dönemin matematikçileri karmasik
trigonometrik tablolarla çalismayi kolaylastirmak için cebirsel
ve aritmetiksel serileri, birbirleriyle iliskilendirmeyi deniyorlardi. Napier’in
bu amaca yönelik olarak ana düsüncesi, biri aritmetik olarak
artarken digeri geometrik olarak azalacak iki sayi dizisi olusturmakti. Böylece
ikinci dizedeki iki sayinin çarpimi ile birinci dizide bunlara karsilik
gelen iki sayinin toplami arasinda basit bir iliski olacak ve çarpma,
toplamaya indirgenebilecekti. Dostu profesör Henry Briggs’le y=10x
fonksiyonuna karar verdiler. Napier’in ölümünden sonra
Briggs, bu düsünceyi izleyerek 1’den 20.000’e kadar ve
90.000’den 100.000’e kadar tamsayilar için 14 basamaga kadar
“Briggian” logaritmalarini hesapladi. 20.000 ile 90.000 arasindaki
boslugu Hollandali kadastrocu Ezechiel de Decker ve ona yardimci olan Vlacq
doldurunca; tam bir logaritma tablosu elde edildi. Bu yeni bulus, ince astronomik
hesaplamalarla sikintili bir deneyimi olan Kepler’in çok hosuna
gitmisti.
Johannes Kepler (1571-1630):
Kopernik’in açtigi yolu devam ettiren ünlü astronom. Göksel mekanigin yasalarini arastirirken dogal olarak matematik de çalisti. Yalnizca hacim hesaplamalariyla ugrasmak amaciyla, konik parçalarinin düzlemlerindeki bir kesen etrafinda döndürülmesiyle olusan cisimlerin hacimlerini hesapladi. Arsimetçi titizlikten ayrilarak, dairenin alanini merkezde ortak bir köseleri olan sonsuz sayida üçgenle, küreyi de sonsuz sayida sivri uçlu piramitle olusturdu.
Galileo Galilei(1564-1642):
Galilei’ye serbest düsen cisimlerin yeni mekanigini, esneklik kuraminin
baslangicini ve tabii Kopernik sisteminin cesur savunusunu borçluyuz.
En önemlisi de deney ve kuram arasindaki uyuma ve matematigin yogun kullanimina
dayanan modern bilimin ruhunu borçluyuz. Galilei, hareket ile uzaklik,
hiz ve ivme arasindaki iliskiyi matematiksel olarak inceledi. Galilei’nin
saf matematik sorulari üzerindeki düsünceleri de özgündür.
Örnegin “ne kare sayilarin sasiyi tüm sayilarinkinden azdir,
ne de sonuncu, birinciden küçüktür” demistir. Gerçek
sonsuzlugun bu savunusu, Aristocular’a ve skolastiklere karsi yapilmistir.
Ayrica Discorsi adli eserinde mermenin parabol biçimli yörüngesinin
yüksekliginin ve deger kümesinin tablolari, yükselme açisi
ve ilk hizin fonksiyonlari olarak verilmistir.
Bonaventura Cavalieri
(1598-1647): Diferansiyel ve integral alanda ulasilan sonuçlari ilk kez
sistemli olarak sergileyen Bologna Üniversitesi profesörü. Dogru
parçalarini ekleyerek alani, düzlem parçalarini ekleyerek
hacimi elde etti. Ama Toricelli ona bunun sonucunda her üçgenin
bir yükseklikle esit alanli iki parçaya ayrilacagini gösterince,
Cavalieri “dogrulari”, “iplikler”, yani çok küçük
enli dogrular olarak degistirerek, “atomik” bir kurama ulasti. Bu
çalismalar sonucunda, “esit yüksekligi olan iki kati cismin,
eger ayni yükseklikteki düzlemsel kesitlerinin alani esitse, hacimleri
de esittir” diye ifade edilen, kendi adiyla anilan kurala ulasti. Bu onun,
polinomlarin integralinin alinmasi isleminin benzerini gerçeklestirmesini
sagladi.
Rene Descastes(1596-1650):
Analitik geometriyi gelistirerek tüm klasik geometriyi cebircilerin alanina
sokan ünlü Fransiz bilim adami ve filozof. Descartes’in önemi,
16. yüzyilin iyi gelismis cebirini, eskiçagin geometrik analizine
sistematik bir biçimde uygulamasindan kaynaklanir. Cebirsel bir denklemin
sayilar arasinda bir baglanti olarak görülmesi, matematiksel soyutlamada
yeni bir ilerlemeydi. Bundan daha sonra, cebirin daha da gelistirilmesinde ve
cebirsel egrilerin genel olarak ele alinmasinda yararlanildi. Dogu’nun
aritmetiksel cebir gelenegini yakalayan Bati, bu noktadan sonra onu hizla asmaya
basladi.
Pierre Fermat (1601-1665):
Hukuk okudu ve 1631'de Orleans Üniversitesi'ni bitirdi. Daha sonra Toulouse
Kent Meclisi'nde üyelik yapti. 1638'de Agir Ceza Mahkemesi'ne atandi. Fermat,
amatör bir matematikçiydi. Ancak gene de XVII. yy.'in ilk yarisinin
en önde gelen iki matematikçisinden biridir.(Digeri Descartes'dir.)

Fermat; "Diyofantus Denklemleri" üzerinde çalisarak modern
sayilar kuraminin temellerini atti. Onun gelistirdigi sayilar kurami daha da
ileriye gitmek için, bir yüzyil sonra, Euler'i beklemek zorunda
kalacaktir. Descartes'ten bagimsiz olarak "Analitik Geometri"'yi kurdu.
Egrilerin tegetlerini maksimumlarini ve minimumlarini bulmak için yöntemler
gelistirdi; böylece diferansiyel hesabin temellerini atti. Blaise Pascal'la
yazisarak olasilik kuramini kurdu.
Fermat; buluslarini yayinlamayi savsaklayan, düzenli not tutmayan, kitaplarin
kenarina acele notlar alan, buluslarini arkadaslarina alelade mektuplarla bildiren
savruk bir kisiydi. Bu yüzden, analitik geometrinin kurucusu olarak Descartes'i,
diferansiyel hesabin baslaticisi olarak da Newton'u biliyoruz. bugün.
Ama fark etmez. O, bütün bunlari zevki için yapmisti. O, bir
amatördü. Günümüzde; "Amatörlerin Prensi"
olarak bilinir
“xn+yn=zn; x, y, z, n’in pozitif degerleri için eger n>2
ise olanaksizdir” diye özetlenebilecek “büyük teoremi”
ancak 1994’de Andrew Wiles tarafindan kanitlanan ünlü Fransiz
matematikçi. Bu teoremin kanitlanmasi için yüzyillar boyu
yapilan çalismalar sayilar kuraminin gelismesine büyük yararlar
saglamistir. Fermat’nin “4n+1 biçiminde yazilan bir asal
sayi, yalnizca tek bir sekilde iki karenin toplami olarak yazilabilir”
seklindeki bir diger teoremi de Euler tarafindan kanitlanmistir. Fermat, Pascal
ile birlikte matematiksel olasiliklar kuraminin da kurucusu sayilir. Olasiliklarla
ilgili problemlere ilgi duyulmaya baslanmasinin ilk nedeni sigortaciligin gelismesiydi.
Bir baska neden de oyun zarlariyla ve kartlariyla kumar oynayan soylularin sorulariydi.
Fermat, sigortacilarin ve kumarbazlarin bu sorularina yanit ararken olasiliklar
kuraminin temelini atmistir. Fermat, diferansiyel ve integral hesap üzerine
de çalismistir. Maksimum ve minimumlari bulmak için gelistirdigi
yöntemde, önce basit bir cebirsel egrideki degiskeni hafifçe
degistirip, sonra bu degisimi yok ediyordu.
John Wallis
(1616-1703): Aritmetica infinitorum’un yazari ünlü ingiliz matematikçi.
Uygulamaya çalistigi eskiçagin geometrisi degil, yeni aritmetica
(cebir) idi. Bu süreçte cebiri gerçek bir analize dogru genisleten
ilk matematikçidir. Sonsuz süreçlerle ilgilenme yöntemleri
genellikle incelikten yoksun olsa da, yeni sonuçlara ulasti. Sonsuz serileri
ve sonsuz çarpimlari ilk kez kullandi.
Johann de Witt
(1625-1672): Analitik geometrinin olusmasina büyük katkilarda bulunmus
Hollandali matematikçidir. Olasilik kuramina da katki yapan de Witt,
Halley ile birlikte yilik taksit tablolari hazirlamistir.
L’Hospital
(1661-1704): Diferansiyel ve integral hesap üzerine çalisti. Iki
terimi de sifira yaklasan bir kesirin de sifira yaklasan bir kesirin limit degerini
bulmak için kullanilan “L’Hospital kurali’ni da içeren
ders kitabi, uzun zaman alaninda tek olarak kaldi.
Christian Huygens (1629-1662):
Hollandali astronom, fizikçi ve matematikçi. Uzun yillar Paris’te
yasadi ve Fransiz Bilimler Akademisi’nin kurulusunda basi çekenlerden
biri oldu. Sarkaç saatleri üzerine kitabi, Wallis’in Arithmatica’si
ile birlikte Newton ve Leibniz öncesi dönemdeki diferansiyel ve integral
hesabin en gelismis biçimini sergiliyordu. Çekme egrisini, logaritmik
egriyi ve zincir egrisini inceleyip, çevrim egrisini bir essüre
egrisi olarak tanimladi. Yöntemlerinde Arsimet gelenegini izleyen Huygens’in
esas ünü, astronomi ve fizik alanlarindaki buluslarindan gelir. Isigin
dalga kuramini buldu ve Satürn’ün bir halkasi oldugunu açikladi.
Blaise Pascal (1623-1662):

Ünlü Fransiz matematikçi. 16 yasindayken bir dairenin içindeki besgenle ilgili “Pascal teoremi”ni buldu. Birkaç yil sonra bir hesap makinesi icat etti. Binom katsayilarindan olusan ve olasilik hesaplarinda yararlanilan “aritmetik üçgen” üzerine yazdigi tez, ölümünden sonra yayimlandi (1664). Integral hesaba iliskin çalismalari ve sonsuz küçüklerle ilgili tahminleri sonraki matematikçileri etkiledi. Tam bir tümevarim kuraminin tatmin edici ilk formüle edilisini de Pascal yapti. Fermat ile birlikte olasiliklar kuraminin da kurcularindan sayilir.
Marin Mersenne (1588-1648):
Adi Mersenne sayilariyla geçen Fransisken rahip ve matematikçi. Aralirnda Descartes, Fermat, Pascal gibi ünlü matematikçilerin de bulundugu bilim adamlariyla yazismis ve çesitli tartisma gruplarinin kurulmasina önayak olmustur. Bilimsel dergilerin bulunmadigi bir dönemde, bilimsel alisverisin merkezlerinden biri olmustur.
Gerard Desarques (1593-1662):
Perspektif üzerine bir kitap yazan Lyonlu mimar ve matematikçi.
Bu kitap, ilginç bir biçimde, bitkibilimsel sözcüklerle
izdüsümsel geometrinin, sonsuzdaki noktalar, bürümler, kutupsallar
gibi temel kavramlarini içeriyordu. Perspektif üçgenleri
ile ilgili “Desarques teoremi” 1648’de yayimlandi. Bu düsünceler
19. yüzyila kadar tam verimli olamadi.
Isaac Newton (1642-1727):

Tüm zamanlarin en büyük bilim insanlarindan biri sayilan, kendi
adiyla anilan hareket yasalarini bulan ünlü Ingiliz fizikçi
ve matematikçi. Olaganüstü otoritesinin ana kaynagi, mekanigi
aksiyomatik temeller üzerine kuran ve hem elmayi yere düsüren,
hem de Ay’i Dünya’nin etrafinda döndüren çekim
yasasini içeren büyük kitabi Principia Mathematica (1687) idi.
Özenli bir matematiksel tümdengelimle, Kepler’in gözleme
dayanarak ortaya koydugu gezegenlerle ilgili yasalarinin, açiklamalarini,
yerçekiminin ters kare yasasinda buldugunu gösterdi. Gökcisimlerinin
ve gelgit hareketinin birçok yönünün dinamik açiklamasini
yapti. Küreler için ikicisim problemini çözdü ve
Ay’in hareketi kuraminin baslangicini olusturdu. Kürelerin çekimi
problemini çözerek, potansiyel kuraminin temellerini atti. Konularini
aksiyomatik olarak ele alirken, mutlak uzay ve mutlak zaman önermesini
kabul etti. Evrensel kütle çekim yasasi ve isigin bilesenleri yasasi
üzerine temel görüslerini 1665-66 yillarinda Cambridge’i
saran vebadan kurtulmak için kaçtigi, dogum yeri olan çiftlikte
gelistirdi. Bilim tarihinde bundan daha verimli baska bir iki yil yoktur. Newton’un
“flüksiyonlar”i (diferansiyel hesap) kesfetmesi, Wallis’in
kitabindan ögrendigi sonsuz serilerle yakindan ilgilidir. Onun binom teoremini
kesirli ve negatif üslerle genisletmesi, binom serisini kesfetmesini sagladi.
Bu da flüksiyonlar kuramini cebirsel ya da askin (transandant) tüm
egrileri kapsayacak biçimde genisletmesine yardimci oldu. Ayrica konikler
ve düzlemsel kübik egriler üzerine de çalisti. Baska bir
katkisi, sayisal denklemlerin köklerine yaklasimlar bulma yöntemiydi.
Gottfried Wilhelm Leibniz(1646-1716):

Felsefe, tarih, dinbilim, dilbilim, biyoloji, jeoloji, matematik, diplomasi
alanlarinda ürün vermis ünlü Alman bilim adami. Diferansiyel
ve integral hesabin Newton ile birlikte yaraticisi sayilir. Pascal’dan
sonra ilk hesap makinesini bulanlardan biriydi. Buharli motorlar düsledi.
Evrensel bir yöntem arayisi onu permütasyon, kombinasyon ve simgesel
mantiga götürdü. Hem simgesel mantik hem de matematiksel gösterim
biçimlerinde birçok yenilige imza atti. Diferansiyel ve integral
hesabi bulusunda felsefi birimi belirleyicidir. Newton’un yaklasimi büyük
ölçüde sinema diline benzerken, Leibniz’inki geometrikti.
Bugünkü diferansiyel ve integral hesaptaki gösterim biçimimiz
Leibniz’e dayanir. Esitlik için =, çarpma için x
simgelerini ve “fonksiyon”, “koordinat” gibi terimleri
ona borçluyuz. Kendisinden sonra gelen parlak 18. yüzyil matematikçilerinin
öncüsü sayilir.
James Gregory
(1638-1675): Iskoç matematikçi. Sonsuz süreçleri incelerken
özgün buluslar yapti. Binom serisini ve hatta Taylor serisini bile
bulmustur. Daha uzun yasasaydi, Newton ve Leibniz ile birlikte integral ve diferansiyel
hesabin yaraticisi olarak anilabilirdi. 37 yasinda öldü.
Jacop Bernoulli
(1654-1705): Matematik tarihinin ünlü ailesinin matematik gelenegini
baslatan kisidir. Sürekli rekabet ettigi kardesi Johannn ile birlikte Leibniz’in
ögrencisiydi. Katkilari arasinda kutupsal koordinatlarin kullanimi, zincir
ve kelebek egrileri ile logaritmik sarmalin incelenmesi vardir. Leibniz’in
sabit hizli bir cismin düstügü egri olarak belirttigi eszaman
egrisini, kübik bir parabol olarak buldu. Degisik dönüsümler
altinda kendini yeniden üretebilen logaritmik sarmal onu o kadar etkilemisti
ki, mezar tasina “eadem mutata resurgo” (degismeme karsin yeniden
dogarim) yazisiyla birlikte bu egrinin kazanilmasini istedi. Olasilik kurami,
permütasyon ve kombinasyonlarla da ilgilendi.
Johann Bernoulli
(1667-1748): Çalismalari agabeyi Jacop’unkilerle ilgilidir. En
az süre egrisi problemine katkilarindan dolayi degisimler hesabinin kurucusu
olarak anilir. Bu egri, bir yerçekimi alanindaki iki nokta arasinda hareket
eden bir kütle noktasinin en hizli inisini gösterir. Agabeyi ile birlikte
düzlemdeki jeodezigin denklemini de buldular. En az süre egrisi probleminin
cevabi çevrim egrisiydi. Bu egri ayni zamanda bir yerçekimi alanindaki
kütle noktasinin, baslama noktasindan bagimsiz bir sürede en alt noktaya
ulastigi egri olan essüre egrisi problemini de çözüyordu.
Nicolaus Bernoulli:(1695-1726) ve Daniel Bernoulli:(1700-1782)
Johann’in ogullarindan Nicolaus, Çar Büyük Petro’nun
çagrilisi olarak St. Petersburg’da kisa bir süre kaldi. Oradayken
buldugu olasiliklar kuramindaki bir problem St. Petersburg “problemi”
ya da “paradoksu” olarak anilir. Nicolaus genç yasta öldü,
ama Johann’in diger oglu Daniel olgun bir yasa erisebildi. Base Üniversitesi’nde
profesör olan Daniel’in verimli çalismalarinin çogu
astronomi, fizki ve hidrodinamikle ilgilidir. Hydrodinamica adli kitabinda hidrolik
basinçla ilgili teoremlerini ve gazlarin kinetik kuramini açikladi.
Babasi (Johann) ve amcasi (Jacop) bayagi diferansiyel denklemler kuraminda,
Damniel ise kismi diferansiyel denklemler alaninda öncüdür.
Leonhard Euler (1707-1783):

Euler,15 Nisan 1707'de Isviçre'nin Basel kentinde dogdu. Yasam süresi
boyunca diferansiel ve integral hesap, geometri, mekanik ve sayilar kuramina
büyük katkilar yapmistir. Astronomi problemlerinin çözümünde
ve günlük hayata uygulanmasinda önemli çalismalarda bulunmustur.
Küçük yastan itibaren matematige olan ilgisiyle çevresinin
ilgisini çeken Euler 1727'de Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi'ne katildi
ve 1733'de henüz 26 yasindayken Daniel Bernoulli'den bosalan matematik
profesörlügüne getirildi. Euler bu akademide kendisini öncelikle,matematigin
en önemli kavramlarindan olan Integral ve Diferansiel Hesap üzerinde
çalismaya adadi.Bu çalismalarinin sonucu olarak sayisiz kitap
ve makale sundu. Ayrica Trigonometri ve Logaritmik fonksiyonlar kuramini gelistirdi
,analitik islemlerin sadelestirilmesi üzerinde çalisti ve matematigin
hemen her dalinda birçok temel atip yeni ufuklar açti. Bu yaratici
ancak yorucu dönemde,1735 yilinda, Euler gözlerinden birini yitirdi.
1741'de II.Friedrich tarafindan Berlin Bilimler Akademisine davet edildi ve
hiç araliksiz burada 25 yil bilimsel çalismalarini sürdürdü.
Matematikte,ortaoludan itibaren sikça kullanilan ve benim gözledigim
kadariyla matematik egitimi alanlar disinda pek anlasilmayan (özellikle
üniversite hazirlik kurslari gibi fast food anlayisiyla bilgi veren egitim
kurumlarinca, ögrencilerin zihnine aktarilan)fonksiyon kavramini, 1748'de
yayinladigi "Introductio in analysin infinitorum"(Sonsuzlar Analizine
Giris) adli eserinde açikladi ve beraberinde sonsuzküçükler
ve sonsuz nicelik gibi kavramlara degindi.
Örnegin geometride üçgenin yüksekliklerinin kesisme noktasi
yine Euler tarafindan bulunmustur.Euler trigonometrik fonsiyonlarin degerlerini
geometrik dogrularin uzunluklari olarak ifade etmistir.Mesela bir açinin
tanjant (Tan yada Tg olarak gösterilir) degeri bu açinin karsi kenarinin
uzunlugunun, komsu kenarinin uzunluguna oranina esittir. Trigonometrik fonksiyonlarla
karmasik(komplex) sayilar arasinda ki özdeslik Euler Özdesligi olarak
anilir. Euler komplex sayilar ve onlarin logaritmalari konularinda da önemli
çalismalar yapmistir. Euler,diferansiel hesap üzerine yazdigi ,"Instituiones
calculi differantialis (1755, diferansiel hesabin ilkeleri) adli yapiti günümüzde
kullanilan ders kitaplarinin öncüsü olarak gösterilir. Euler
bu kitabinda bir kuvvet tarafindan yapilan isin belirlenmesi, geometrik problemlerin
çözümü gibi bir çok konuda kendi bulup gelistirdigi
çok sayida belirsiz integral alma yöntemi ve türev yöntemlerini
kullandi.Bugün bizde benzeri problemlerde ayni yöntemleri kullaniyoruz,
hemde neredeyse 250 yil önce Euler'in bulup gelistirdigi biçimiyle.
Bu yüzyillar önce birisinin kullandigi bir esyayi kullanmak gibi garip
bir his benim için. Hem de sürekli ayni sonucu veriyor,250 yil önce
ve simdi.Bana matematigi sevdiren noktalardan biri de bu! Burda size anlatmaya
çalistigim kavramlar sizlerden bir çoguna yabanci gelebilir.Ancak
hemen asagida Euler'in matematigie kazandirdigi bir çok baska kavrami
göreceksiniz ve eminim bunlar size daha tanidik gelecektir. Euler,1766'da
II.Yekaterina'nin daveti üzerine Rusya'ya geri döndü. Petersburg'a
geldikten kisa bir süre sonra saglam gözünde olusan bir katarakt
nedeniyle görme duyusunu tamamen yitirdi. Bu bir trajedi gibi görün-
mesine ragmen yine de Euler, güçlü bellegi ve üstün
islem yetenegi sayesinde bilimsel çalismalarina devam etmistir.Kaldi
ki Euler üzerinde çalistigi tüm kavramlari neredeyse kendi
olusturmustu. Euler'in ilgi alanlari sadece matematik ile de sinirli degildir.
1768-72 arasinda yazdigi "Bir Alman Prensesi'ne Mektuplar" isimli
yapitinda mekanik, optik, akustik ve fiziksel astronomi dallarinin temel ilkelerini
büyük bir açiklikla anlatmistir.
Euler,ders verdigi özel bir kaç ögrencisiyle ,Rusya'da matematik
ögreniminin kurumlasmasinda önemli katkilar yapmistir. Üç
cisim problemi(hala çözülememistir), Günes,Ay ve Dünya'nin
birbiriyle etkilesimlerine iliskin problemi içermesi sebebiyle zor bir
konu olan Ay hareketi üzerinde uzun süreler çalisti.1753'te
önerdigi kismi bir çözüm yayimlandi. 1772'de Ay hareketi
üzerine yayimladigi ikinci kuraminin karmasik tüm hesaplarini kafasinda
hesaplamasi,kör geçirdigi son yillarinin en önemli basarilarindandir.
Daha sonralari,1783'te ortaya koydugu Kuvadratik Karsilik Yasasi,modern sayilar
kuraminin en önemli taslarindan biri kabul edilir. Ölümünden
sonra Euler'in çizgisini yine büyük bir bilimadami olan ve
derslerde sikça karsilasip giyaben tanidigimiz Lagrange üstlendi.
Euler ve Lagrange, 18.yüzyilin en büyük matematikçileri
olarak kabul edilir, ancak üretkenligi,yaraticiligi bakimindan Euler rakipsiz
gösterilir,tüm eserleri ve katkilari göz önüne alinirsa
Euler tarihin en önemli matematikçilerinden biridir.
Euler, Matematik Tarihi'nin en üretken kisilerinden biridir. Matematigin
hemen her dalinda arastirma ve yayin yapti. Yasami boyunca 800'den fazla makale
yayinladi.
Matematik bilimine uçsuz bucaksiz katkilarinin yanisira, Euler; ayni
zamanda bugün de kullandigimiz matematiksel simgelerin de isim babasidir.
Bunlara; pi, e sayisi, i sayisi ve f(x) vb. örnek verilebilir.
Euler,böyle parlak,basari ve yaraticilik dolu bir yasamin ardindan, 18
Eylül 1783'de Petersburg'ta öldü. Ama geriye öyle bir miras
birakti ki, eminim ismi insanlik tarihi sona erinceye dek tekrarlanacaktir.
Lise hayatimizdan itibaren zihnimize giren birçok bilimadami ismi vardir.
Bu bilim adamlari üzerinde çalisip yeni bulunan kavramlara isim
babasi olmuslardir,örnegin Newton (fizikte ve matematikte birçok
konuda),Gauss (hepimiz onun 1'den 100'e kadar olan dogal sayilarin toplamini
veren formülüne ilkögretimden bu yana asina olmusuzdur), Planck
(kuantum fiziginde kendi adini verdigi sabitle),Watt,Joule,Volt,Hertz,Lagrange,Pisagor
gibi. Inanin bu gibi bir kismi günlük yasama da girmis birer terim
olarak kullanilan bu isimler arasina bir matematik ögrencisi olarak Euler'i
eklememek, bir eksiklik olur.
Aslinda söyle bir düsünülse, aklimiza ilk Euler'in gelmesi
gerekir. Matematik ile ilgilenenler, özellikle egitimini görenler
için Euler ismi çok sey ifade etmektedir.
Keza sadece adinin geçtigi konulara söyle bir göz atarsaniz
Eulerin matematik için neler yaptigini, anlamis oluruz.Kisaca Euler,bugün
dünyanin her yerinde matematik olarak anlatilan bütünün,gelisiminde
emsalsiz katkilar yapmis Varyasyonlar Analizi gibi bazi matematik dallarini
ise kendi basina olusturmustur
ESERLERI:
Mekanik Üzerine Inceleme (Traite Comple de Mecanique) –1735
Es Çevreler Teorisi (Teoroie des Isoperriketres)
Gezegenlerin ve Kuyrukluyildizlarin Hareket Teorisi (Theroie du Mmouvement des
Plannetes et des Comenes)
Sonsuz Küçükler Analize Giris (Introduction in Analysis Infinitrom)
– 1747
Diferansiyel Hesabin Ilkesi (Intobuones Calculi Difereniolis) –1755
Integral Hesabin Ilkeleri (Intobuones Calculi Integralis) – 1768 -1770
Alexis Claude Clairaunt
(1713-1765): 18 yasindayken yayimladigi kitabi uzay egrilerinin analitik ve
diferansiyel geometrisiyle ilgili ilk çalismadir. Daha sonra akiskanlarin
dengesi ve dönel elipsoidlerin çekimi üzerine temel bir çalisma
yapti. Euler’in Ay’in hareketi kuramini ve genel olarak üç-cisim
problemini gelistirdi. Çizgisel integral ve diferansiyel denklemler kuramlarina
katkilarda bulundu.
Jean Le Rond D’Alembert (1717-1783):

Ansikpoledistler’in ünlü matematikçisi. Kati cisimlerin
dinamigini statige indirgeme yöntemi olan ‘D’Alembert ilkesi”ni
gelistirdi. Birçok uygulamali konu üzerinde, özellikle hidrodinamik,
aerodinamik ve üç-cisim problemi üzerine çalisti. Titresen
yaylalar kurami onu, Daniel Bernoulli ile birlikte kismi diferansiyel denklemler
kuraminin kurucusu yapti. Limit kavramini tanitti. D’Alembert paradoksu,
onun olasilik kurami üzerine çalistigini da gösterir.
Abraham de Moivre (1667-1754):
Kendi adiyla anilan ünlü trigonometri teoremini gelistiren Fransiz
matematikçi. Normal olasilik fonksiyonunu, binom kuralinin bir yaklasimi
olarak türetti.
Colin Maclaurin

(1698-1746): Newton ekolünden gelen Ingiliz matematikçi. Flüksiyon
yöntemlerini, 2. ve daha büyük dereceli egrileri kapsayacak biçimde
genisletti, elopsoidlerin çekimi ile ugrasti. Teoremlerinden birkaçi
düzlem egrileri kuraminda ve izdüsümsel geometride yer alir.
Ünlü “Maclaurin serileri” ile de taninir.
Brook Taylor

(1685-1731): Serileriyle ünlü Ingiliz matematikçi. Maclaurin
serileri aslinda yeni bir bulus degildir ve Taylor’un daha önce yazilan
kitabinda incelenmistir. Maclaurin de Taylor’a olan borcunu tümüyle
açiklamistir. Taylor serisinin asil önemi, Euler onu diferansiyel
hesapta kullanincaya kadar anlasilamadi. Lagrange, bu seriye kalani da ekleyerek
fonksiyonlar kuraminin temeli olarak kullandi. Taylor ayrica, titresen yaylari
da inceledi.
Joseph Louis Lagrange (1736-1813):
Ilk gerçek analizci sayilan Fransiz matematikçi. Degisimler hesabina
katkilari ilk çalismalarindandi. Kuramini dinamik problemlerine uyguladi.
Boylamlari bulma probleminin çözümünde de kullanilan Ay
kuramina katkida bulundu. Üç cisim probleminin ilk özel çözümlerini
çikardi. Cebirsel bir denklemin gerçek çözümlerini
ayirma ve bunlara zincirleme kesirlerle yaklasim yöntemlerini açikladi.
Ikinci dereceden artiklari incelerken sayilar kuramina da katkilarda bulundu.
Birçok baska teoremin yani sira her tamsayinin 4 ya da daha az sayida
karenin toplami oldugunu kanitladi. Yasaminin ikinci yarisinda büyük
yapitlarini olusturdu. Fonksiyonlar üzerine yazdigi iki kitapta diferansiyel
integral hesabi cebire indirgeyerek ona saglam bir temel kazandirmaya çalisti.
Gerçek degiskenli fonksiyonlar kuramini ilk kez ortaya çikardi.
Yeni gelistirilen analizi, tüm gücüyle noktalarin ve kati cisimlerin
mekanigine uyguladi. Lagrange’in degisimler hesabinin tam kullanimiyla,
istatistik ile dinamigin birçok ilkesi birlestirilebildi. Çalismalari
saf analizin zaferiydi.
Pierre Simon Laplace (1749-1827):

18. yüzyilin son önemli matematikçisidir. Yalnizca kendi arastirmalarini
degil, daha önce kendi alanlarinda yapilmis tüm çalismalari
da birlestiren iki büyük yapiti ile ünlüdür. Bunlardan
5 ciltlik Mecanique celeste, Dünyanin biçimi, Ay kurami, üç
cisim problemi, gezegenlerin hareketindeki düzensizlik gibi dönemin
tüm matematikçilerini ugrastiran problemlerin çözümü
açisindan bir zirvedir. Potansiyel kuramini ifade eden ünlü
Laplace denklemini de içerir. Bu bes ciltlik yapitla ilgili bir söylenti
de vardir: Laplace, yapitta Tanri’dan söz etmedigini hatirlatarak
onu kizdirmaya çalisan Napolyon’a su yaniti vermistir: “Efendimiz,
bu hipoteze gerek duymadim.” Laplace’in olasilik kuramina katkilari
da çok önemlidir.
Carl Friedrich Gauss (1777-1855):

Son derece verimli çalismalariyla 19. yüzyilin ilk yarisinin matematikteki
zirvesi sayilan Alman matematikçi. Çocuk denecek yastan itibaren
sasirtici buluslar yapmaya basladi. 17 yasinda Euler’dan bagimsiz olarak
sayi kuramindaki ikinci dereceden karsitlik yasasini buldu. 24 yasinda, cebirin
temel teoremi denilen ve gerçek katsiyili her cebirsel denklemin en az
bir kökü oldugunu, böylece n kökü bulundugunu belirten
teoremin ilk titiz kanitini verdi. Disquisitiones aritmeticae adli kitabi modern
sayi kuraminin baslangici olarak kabul edilir. Astronomiyle de ilgilendi. Genel
elipsoidlerin çekimi, mekanik karelestirme, dünyadan gözlenen
düzensizlikler gibi konularda çalismalar yapti. Jeodezi ile de ilgilendi.
Önemli katkilarindan biri yüzey kuramiydi. 1825 ve 1832’de dördüncü
dereceden (ikikat kareli) artiklariyla ilgili çalismalarini ortaya koydu.
1831’deki yapitinda karmasik sayilarin hem cebrini hem de aritmetigini
verdi. Ortaya çikan yeni asal sayi kuramina göre 3 asal olarak kalirken,
5=(1+2i) (1-2i) artik asal degildi. Fizik ile de ugrasti. Yaptigi çalismalar
sonucunda potansiyel kurami matematikten bagimsiz bir dal olmaya basladi.
Adrian Marie Legendre(1752-1833):

Ünlü Fransiz matematikçi. Gauss gibi o da sayilar kuraminda
temel çalismalar yapti. Ikinci dereceden karsitlik yasasini formüle
etti. Jeodezi ve astromide önemli çalismalar yapti. En küçük
kareler yöntemini ortaya atti ve dönel yüzeyler olmayan elipsoidlerin
bile çekimini inceledi. Elements de geometrie adli yapitinda, Öklit’in
Platoncu ideallerini yikarak, çagdas egitimin gereksinimlerine cevap
verecek bir baslangiç geometrisi ders kitabi ortaya çikardi. Bu
kitabin etkisi çok uzun sürdü.
Gaspard Monge (1746-1818):
Ecole Polytechnique’in müdürlügünü yapan Fransiz
matematikçi. Askeri okulda egitmenken, istihkam derslerinde tasari geometrisini
özel bir alan olarak gelistirdi. Diferansiyel ve integral hesabi, uzay
egrileri ve yüzeylerine de uygulamaya basladi. Diferansiyel geometri üzerine
ilk kitabi yazdi. Uzman olarak kabul edilebilecek ilk modern matematikçilerden
biriydi. Bir geometrici olan Monge, kismi diferansiyel denklemleri bile geometrik
biçimde incelemisti.
Victor Poncelet
(1788-1867): Monge’un en özgün ögrencisi. Monge’un
geometrisinin tamamen sentetik yanindan etkilenen Poncelet, Desarques’nin
200 yil önce önermis oldugu düsünce biçimini benimsedi.
Izdüsümsel geometrinin kurucusu oldu. 1822’de yazdigi ünlü
eser, yeni geometrinin, çapraz oran, perspektif, izdisümsellik,
envolüsyon, sonsuzluktaki dairesel noktalar gibi tüm önemli kavramlarini
içeriyordu.
Denis Poisson
(1781-1840): Ders kitaplarinda adi sikça geçen üretken Fransiz
matematikçisi. Diferansiyel denklemlerde Poisson parantezleri, esneklikte
Poisson sabiti, Poisson integrali, potansiyel kuraminda Poisson denklemi vb.
Olasilik kuraminda da Poisson yasasi vardir. Bu yasa, Bernoulli’nin binom
yasasinin küçük olasiliklardaki yaklasimi olarak türetilmisti
ama günümüzde radyasyon, trafik ve genel olarak dagilim problemleri
için temel bir yasa olarak kabul edilir.
Joseph Fourier

(1768-1830): Serileriyle ünlü Fransiz matematikçi. Isi iletkenliginin
matematiksel kuramini içeren bir kitap yazdi. Bu kitap, kismi diferansiyel
denklemlerin belirli sinir degerler için integralleri de dahil olmak
üzere, matematiksel fizikteki tüm modern yöntemlerin kaynagi
olmustur. Fourier her “keyfi” fonksiyonunun bir trigonometrik seriyle
temsil edilebilecegini gösterdi. Bu düsünce öylesine yeni
ve sasirticiydi ki, bazi matematikçilerin sert tepkisini çekti.
“Fourier serileri” günümüzde belirli sinir degerleri
olan kismi diferansiyel denklemler kuraminda islem yapmak için kullanilan
iyice yerlesmis bir araç durumundadir.
Augustin Cauchy

(1789-1857): Isik kuramina ve makanige yaptigi katkilarin yani sira, Navier
ile birlikte matematiksel esneklik kuraminin da kurucusu olan Fransiz bilim
adami. En büyük zaferi, karmasik degiskenli fonksiyonlar kurami ve
analizdeki kesinlik için gösterdigi çabadir. Karmasik fonksiyonlar
kurami, Cauchy’nin ellerinde, yalnizca hidrodinamikte ve aerodinamikte
kullanilan yararli bir araç olmaktan çikip, matematiksel arastirmanin
yeni ve bagimsiz bir alani oldu. Cauchy, günümüzün ders
kitaplarinda kabul edilen biçimiyle diferansiyel ve integral hesabin
temellerini atti. Sonsuz seriler kuramindaki birkaç yakinsaklik kaniti
Cauchy’nin adini almistir. Kitaplarinda analizin aritmetiklestirilmesine
yönelik kesin adimlar vardir.
Evariste Galois (1811-1832):

Matematik dünyasina bir kuyrukluyildiz gibi gelmesiyle gitmesi bir olan
birinci sinif bir dahi! 1830 devrimine bir cumhuriyetçi olarak katildi,
hapiste kaldi, çok geçmeden 21 yasindayken bir düelloda öldürüldü.
Düellodan önceki aksam, denklemler kuramindaki buluslarini içeren
notlarini bir arkadasina yazmisti. Bu notlar, modern cebir ve geometrinin anahtari
olan grup kuramini içeriyordu. Cebirsel bir denklemin köklerine
ait dönüsüm grubunun temel özelliklerini açiklayan
Galois, bu köklerin rasyonellik alanlarinin grup tarafindan belirlendigini
öne sürdü. Degismez alt gruplarin merkezi konumuna dikkat çekti.
Açinin üçe bölünmesi, kübün iki katina
çikartilmasi, kübik ve dördüncü dereceden denklemlerin
çözümü gibi eskiçagin problemlerinin yani sira,
herhangi bir dereceden cebirsel bir denklemin çözümü de
Galois’nin kuraminda dogal yerini buldu. Günümüzde Galois’nin
birlestirici ilkesi, 19. yüzyil matematiginin en önemli basarilarindan
biri olarak degerlendirilir.
Niels Henrik Abel
(1802-1829): Hayati yoksulluk içinde geçen, yeteneklerine uygun
bir konuma gelemeyen ve genç yasta ölen Norveçli matematikçi.
“Abel integralleri” ve eliptik fonksiyonlari içeren makaleler
yazdi. Abel’in sonsuz seriler kuramindaki teoremleri, onun kuramini güvenilir
temellere oturttugunu gösterir.
Carl Gustav Jacop Jacobi
(1804-1851): Matematigin hemen her alaninda ürün vermis Alman bilim
adami. Eliptik fonksiyonlar kuramini, sonsuz serilerle tanimlanan ve “Teta
fonksiyonlari” denen 4 fonksiyona dayandirdi. Sylvester, Jacobi’nin
cebir ve eleme kuramindaki çalismalarina saygisini belirtmek için
fonksiyonel determinanta “Jakobyen” adini verdi. Jakobi bu konudaki
en taninmis makalesinde determinant kuramini matematikçilerin ortak mali
yapti. Birinci dereceden kismi diferansiyel denklemler üzerine çalisti
ve bunlari dinamikteki diferansiyel denklemlere uyguladi.
William Rowan Hamilton (1805-1865):
Irlandali matematikçi. Optik ve dinamik üzerine son derece özgün
çalismalar yapti. Optik aletlerin kuramini gerçeklestirdi. Hamilton,
hem optigi hem de dinamigi tek bir genel ilkeden çikarmaya çalisiyordu.
Optik ve dinamigi, degisimler hesabinin iki yönü haline getirdi. Bir
diger önemli katkisi, fizik ve mekanik yasalarinin bir integralin degisiminden
türetilmesiydi. Modern görelilik ve kuvantum mekaniginin altinda yatan
ilke, “Hamilton fonksiyonlari”dir.
Peter Lejeune Dirichlet
(1805-1859): Fransiz matematikçi. Analitik fonksiyonlar kuraminin, sayi
kuramindaki problemlere nasil uygulanabilecegini gösterdi. Fourier serisini
siki bir analizden geçirerek kesin bir yakinsaklik kanitini verdi; böylelikle
bir fonksiyonun yapisinin dogru bir kavrayisina ulasilmasina katkida bulundu.
Bernhard Riemann

(1826-1866): Modern matematigin gelisimini herkesten çok etkileyen büyük
Alman matematikçi. Bir düzlemdeki herhangi bir yalin baglantili
bölgeyi, baska bir düzlemdeki bir yalin baglantili bölgeye dönüstürebilen
bir fonksiyonun varligini kanitladi. Bu, analize topolojik yaklasimlar getiren
Riemann yüzeyi kuramina yol açti. Riemann, topolojinin karmasik
fonksiyonlar kuramindaki merkezi önemini göstermistir. Riemann, Fourier
serisiyle tanimlanan fonksiyonlarin, sonsuz sayida maksimum ve minimuma sahip
olma gibi özellikleri oldugunu gösterdi. Eski matematikçiler,
bir fonksiyon taniminda böyle bir özelligi kabul etmezdi. Derslerinde
türevleri olmayan, sürekli bir fonksiyon örnegini verdi. Matematikçiler
böyle fonksiyonlari ciddiye almayi reddettiler ve onlara “hastalikli
fonksiyonlar” dediler. Ama modern analiz, böyle fonksiyonlarin çok
dogal oldugunu ve Rieman’in burada yeniden matematigin temel bir alanina
girmis oldugunu gösterdi. Riemann ünlü çalismasinda geometrinin
tmelindeki hipotezleri inceledi. Birlestirici ilkesi, hem var olan tüm
geometri biçimlerinin (hala aydinlanmamis olan Öklitdisi geometriler
dahil) siniflandirmasini sagladi, hem de çogu geometride ve matematiksel
fizikse ise yarayan, istedigi sayida yeni türde uzay yaratmasina olanak
tanidi.
Karl Weirstrass (1815-1897):

En bilinen katkisi, kuvvet serisi biçimindeki karmasik fonksiyonlar
kuramini temellendirmek olan Alman matematikçi. Karmasik düzlemde
mükemmel bir kesinlikle çalisti; özellikle sonsuz çarpimlarla
tanimlanan bütün fonksiyonlari inceledi. Weierstrass’in ünü
son derece dikkatli akil yürütüsüne ve “Weierstrassçi
kesinligine” dayandirilir. Bir fonksiyonun mimimumu ve türev kavramlarini
açiga kavusturarak, diferansiyel ve integral hesabin temel kavramlarindaki
belirsiz deyimleri ortadan kaldirdi. Yöntemsel ve mantiksal açidan,
mükemmel bir matematiksel bilinci vardi. Titiz akil yürütmesinin
bir baska örnegi de düzgün yakinsakligi bulmasidir. Weierstrass,
matematigin aritmetiksellesmesinin, yani analizin ilkelerinin en basit aritmetiksel
kavramlara indirgenmesinin öncüsüdür.
Ernst Kummer
(1810-1893): Hamilton’un baslattigi eslesimlerin diferansiyel geometrisini
gelistirdi. Bu çalisma sirasinda buldugu 16 dügüm noktali dörtlenik
(kuartik) yüzey, onun adini almistir. Ünü, büyük ölçüde
cebirsel kesirlilik tanim kümelerinde ilk kez kullandigi “ideal”
sayilara dayanir. Kummer’in “ideal” çarpanlari, genel
bir kesirlilik tanim kümesinde sayilarin, tek bir biçimde asal çarpanlarina
ayristirilmasini sagladi. Bu bulus, cebirsel sayilarin aritmetiginde büyük
ilerlemelere yol açti.
Leopold Kronecker
(1823-1891): Cebirsel sayilar kuraminda usta Alman matematikçi. Baslica
katkilari eliptik fonksiyonlar, ideal kurami ve ikinc idereceden formlarin aritmetigi
alanlarindaydi. Matematigin sayiya, tüm sayilarin da dogal sayilara dayanmasi
gerektigini savunuyordu. 1886’da Berlin’deki bir toplantida söyledigi
su sözler, Kronecker’in matematiksel her seyi zorla sayilar kuraminin
dizgelerine uydurma çabasini yansitir: “Tamsayilari Tanri yaratmistir,
geri kalan her sey insanin eseridir.”
Georg Cantor
(1845-1918): Kümeler kuramiyla ünlü Alman matematikçi.
Bu kuramiyla Cantor, öncülleri bir kez kabul edildikten sonra, son
derece kesin olan, tümüyle yeni bir matematiksel arastirma alani yaratti.
Gerçek sonsuzlugun sistemli bir matematiksel incelemesine dayanan, sonlu
ötesi sayma sayilarinin (kardinal) kuramini gelistirdi. Böylece siradan
aritmetige benzeyen bir sonlu ötesi sayilar aritmetigi yaratmak mümkün
oldu. Cantor’un en önemli rakibi, gene matematigin aritmetiksellesmesi
sürecinde, tümüyle zit bir egilimini temsil eden Kronecker’di.
Ancak kuraminin, gerçek fonksiyon kurami ve topolojinin temellendirilmesindeki
büyük önemi açiga çiktiktan sonra, Cantor tümüyle
kabul edildi.
Jakop Steiner
(1796-1863): Sentetik (ya da saf) akiminin en tipik temsilcilerinden biri. Cebir
ve analizi kullanmaktan öylesine nefret ediyordu ki, sayilardan bile hoslanmiyordu.
Geometri ögrenmenin en iyi yolunun, düsünceyi yogunlastirmak
olduguna inaniyordu. Hesaplamanin, düsünmenin yerine geçtigini,
ama geometrinin düsünmenin ufkunu genislettigini savundu. Üzerinde
koniklerin çift sonsuzlugu bulunan, Roma yüzeyi de denen Steiner
yüzeyini ona borçluyuz. Genellikle teoremlerinin kanitlarini vermemesi,
Steiner’in toplu eserlerini, çözecek problem arayan geometriciler
için bir hazine durumuna getirdi. Steiner, çok sayida esçevre
problemini kendi geometrik yoluyla çözdü. Belirli çevreye
sahip tüm kapali egriler içinde, alani en büyük olaninin
daire oldugunu kanitladi.
August Ferdinand Möbius
(1790-1868): Cebirsel geometrinin Almanya’daki temsilcilerinden. Ilk kez
kullandigi türdes (homojen) koordinatlar, izdüsümsel geometrinin
cebirsel ele alinisinda en kabul edilen araçlar oldu. Möbius birçok
baska ilginç bulus yapti. Yönlendirilemeyen bir yüzeyin ilk
örnegi olan “Möbius seridi”, onun modern topoloji biliminin
kurucularindan biri oldugunu gösterir.
Julius Plücker
(1801-1868): Hem bir geometrici hem de deneysel fizikçi olan Alman bilim
adami. Kristal manyetizmasi, gazlarin elektrigi geçirmesi ve spektroskopi
alanlarinda bir dizi bulus yapti. Çok sayida yeni düsünceyi
uyguluyarak analitik geometriyi yeniden kurdu. Geometrinin temel ögeler
olarak yalnizca noktalara dayanmak zorunda olmadigini belirtem temel ilkeyi
de tanitti. Dogrular, düzlemler, daireler ve kürelerin hepsi bir geometrinin
dayanacagi ögeler olarak kullanilabilirdi. Bu verimli kavrayis, hem sentetik,
hem de cebirsel geometriyi aydinlatarak, yeni ikilik biçimler yaratti.
Michel Chasles
(1793-1880): 19. yüzyilda Fransa’nin geometride önde gelen temsilcisi.
Es yönlü (izotrop) dogrular ve sonsuzdaki dairesel noktalara iliskin
usta isi islemler gerçeklestirdi. “Sayim yöntemleri”
kullanirken Poncelet’yi izleyen Chasles, bunlari geometrinin sayilabilir
geometri adindaki yeni bir dalina dönüstürdü. Yazdigi matematik
tarihi kitabiyla da ünlüdür.
Nikolai Ivanovitch Lobachevski (1793-1856) ve Janos Bolyai (1775-1856):
Yeni ve devrimci geometrinin, önemi daha sonra anlasilan öncülerinden
biri olan Rus matematikçi. Öklit’in paralellik aksiyomunun
bagimsiz bir aksiyom mu oldugu, yoksa diger aksiyomlardan türetilebilir
mi oldugu sorusu, matematikçileri 2000 yil boyunca ugrastirmisti. Paralellik
aksiyomunun bagimsiz olduguna, yani seçilen baska bir aksiyoma dayanan
baska geometrilerin de mantiksal olarak olanakli olduguna ilk inanan kisi Gauss’tu.
Gauss bu konudaki düsüncelerini hiç yayimlamadi. 2000 yillik
gelenege ilk olarak açikça meydan okuyan kisiler Rus Lobachevski
ve Macar Bolyai’dir. Ilk makaleyi Lobachevski yazdi; ama Gauss’un
ilgilenmesine karsin çok az ilgi gördü. Macar Bolyai, baska
bir aksiyoma dayanan bir geometri kurmanin olanakli oldugunu buldu. Bu yeni
aksiyoma göre düzlemdeki bir noktadan geçen ve düzlemdeki
herhangi bir dogruyu kesmeyen sonsuz sayida dogru çizilebilirdi. Gauss’un
adini verdigi öklit-disi geometri, birkaç on yil boyunca matematigin
anlasilmasi güç bir alani olarak kaldi. Yaygin Kantçi felsefe,
onu ciddiye almayi reddettigi için çogu matematikçi onu
yok saydi. Gerçek önemini kavrayan ilk matematikçi Riemann’dir.
Riemann’in genel monifoldlar kurami yalnizca var olan Öklit-disi
geometrilere tümüyle izin vermekle kalmayip, Riemann geometrileri
denilen birçok baska geometriyi de kullandi. Ama bu kuramlarin önemi
1870 sonrasi gelen kusakça anlasilabildi.
Hermann Grassmann
(1809-1877): Üçten fazla boyutlu geometriyi gelistiren Alman matematikçi.
Grasmann, elektrik akimlari, renkler, akustik, dilbilim, bitkibilim, folklor
gibi çesitli alanlarda çalisan çok yönlü bir
bilim adamiydi. Ünlü kitabinda n-boyutlu bir uzayin geometrisi kuruluyordu.
Grassmann, içinde günümüzdeki vektör ve tansör
gösterim biçimlerinin bulundugu degismez bir simgecilik kullandi.
Sonraki kusak bu çalismalardan yararlanarak vektör analizini gelistirdi.
George Green
(1793-1841): Matematiksel bir elektromanyetizma kurami olusturma yolunda ilk
adimi atan Ingiliz bilim adami. Ünlü makalesi, daha sonra Maxwell’le
zirveye varacak olan, Ingiltere’deki modern matematiksel fizigin baslangicini
olusturur.
Arthur Cayley
(1821-1895): Sylvester ile birlikte cebirsel degismezler kuraminin baslangicini
olusturan Ingiliz matematikçi. Bir metrigin bir konige göre izdüsümsel
tanimini verdi. Bu bulus, Cayley’i Öklit metriginin geometrinin,
izdüsümsel geometri çerçevesine yerlestirilebilmesini
saglamistir. Bu izdüsümsel metrik ile Öklit-disi geometrinin
iliskisi Cayley’in gözünden kaçti; sonralari bunu Felix
Klein buldu.
James Joseph Sylvester (1815-1897):
Leibniz ile birlikte tüm matematik tarihindeki en çok yeni terimin
yaraticisi olan Ingiliz matematikçi ve sair. Cebire yaptigi birçok
katkidan ikisi klasiklesti: Temel bölenler kurami ve ikinci dereceden formlarin
eylemsizlik yasasi. Sylvester’a, günümüzde genel olarak
abul edilen invaryant (degismez), kovaryant (esdegisir), kontravaryant (ters
degisir), kogradyan ve syzygy gibi birçok terimi borçluyuz
Alfred Clebsch
(1833-1872): Kisa yasamina önemli basarilar sigdiran Alman matematikçi.
Degismezler kuramini izdüsümsel geometriye uyguladi. Riemann’i
anlayan ilk insanlardan biriydi. Cebirsel geometrinin öyle bir dalini buldu
ki, bu alanda Riemann’in fonksiyonlar ve çok baglantili yüzeyler
kuramlari, gerçek cebirsel egrilere uygulandi.
Felix Klein
(1849-1925): Alman matematikçi. Her geometrinin, belirli bir dönüsüm
grubunun degismezler kuramindan olustugunu ortaya atti. Bu grup genisletilerek
ya da daraltilarak, bir geometriden digerine geçilebilirdi. Klein, ögrencileriyle
birlikte yaptigi kapsamli çalismalarda grup kavramini, dogrusal diferansiyel
denklemlere, eliptik modüler fonksiyonlara, Abel fonksiyonlarina ve Poincare
ile ilginç ve dostça bir yarisma içinde yeni “otomorfik”
fonksiyonlara uyguladi.
Sophus Lie
(1842-1899): Degme dönüsümünü buldu ve bununla tüm
Hamilton dinamigini grup kuraminin bir parçasi haline getirmenin anahtarini
elde etti. Tüm yasamini sürekli dönüsüm gruplarinin
ve bunlarin degismezlerinin sistematik biçimde incelenmesine adadi. Bu
konunun geometride, mekanikte, bayagi ve kismi diferansiyel denklemlerde bir
siniflandirma ilkesi olarak merkezi önemini gösterdi.
Joseph Liouville
(1809-1882): Fransiz matematikçi. Sistemli bir biçimde iki ve
daha çok degiskenli ikinci dereceden formlari inceledi; ama istatistiksel
mekanikteki “Liouville teoremi”, onun tümüyle farkli bir
alanda da üretken oldugunu gösterir. Sonlu ötesi sayilarin varligini
gösterdi; birkaç arkadasiyla birlikte egrilerin ve yüzeylerinin
diferansiyel geometrisini gelistirdi.
Charles Hermite
(1822-1901): Cauchy’den sonra analizin Fransa’daki en önde
gelen temsilcisi. “Hermite sayilari”, “Hermite formlari”
adlarindan da anlasilacagi gibi eliptik fonksiyonlar, modüler fonksiyonlar,
Teta fonksiyonlari, sayi ve degismez kuramlarin hepsi Hermite’in ilgisini
çekmisti.
Gaston Darboux
(1842-1917): Fransiz geometri geleneginin sürdürücüsü.
Geometrik problemlerde gruplari ve diferansiyel denklemleri tam bir ustalikla
kullandi, mekanik problemlerinde parlak uzay sezgisini sergiledi. Darboux’un
sayesinde diferansiyel geometri, çok degisik biçimlerde, hem bayagi
ve kismi diferansiyel denklemlerle, hem de mekanikle iliskilendirilebildi.
Henry Poincare (1854-1912):
19. yüzyilin ikinci yarisindaki en büyük Fransiz matematikçi.
Bu dönemdeki hiçbir matematikçi, bu kadar genis bir yelpazedeki
konulara hakim olup, hepsini zenginlestirmeyi basaramadi. Potansiyel, kurami,
isik, elektrik, isinin iletilmesi, kapilarite, elektromanyetizma, hidrodinamik,
gök mekanigi, termodinamik, olasilik... bütün bu alanlarda ürün
verdi. Yazdigi çok sayida herkesçe anlasilabilir kitaplarda modern
matematigin genel bir kavrayisini vermeye çalisti. Otomorfk ve Fuchs
fonksiyonlari, diferansiyel denklemler, topoloji ve matematigin temelleri üzerine
çok sayida makale yayimladi. Saf ve uygulamali matematigin tüm alanlarini
kavramis ve tekniklerde ustalasmisti. 19. yüzyilda. Riemann disinda hiçbir
matematikçinin simdiki kusaga Poincare kadar ögretecegi sey yoktur.
Görelilik, kozmogoni, olasilik ve topolojiyle ilgili modern kuramlarin
hepsi, Poincare’in çalismalarindan çok etkilendi.
David Hilbert

(1862-1943): Alman matematikçi. Öklit geometrisinin dayandigi aksiyomlarin bir analizini yaparak, modern aksiyomatik arastirmalarinin, nasil Antik Yunanlilar’in kazanimlarinin ötesine geçmeyi basardigini açikladi. Göttingen’de profesör olan Hilbert, 1900’de Paris’teki Uluslararasi Matematikçiler Kongresi’nde 23 arastirma projesi sundu. Bu konusmada Hilbert, geçmis on yillardaki matematiksel arastirmalarin egilimini yakalamaya ve gelecekteki üretken çalismalarin taslagini çikartmaya çalisti. Günümüzde Hilbert’in ortaya attigi 23 problemden bazilari çözülmüs, digerleri hala çözülmeyi beklemektedir.