Niels Henrik ABEL
Niels Henrik Abel, 1802 ile 1829 yılları arası yaşamış Norveçli bir matematikçidir. O dönemler, genç bir matematikçinin şöhreti yakalayabilmesi için tek çaresi, Paris gibi büyük merkezlerdeki tanınmış kişilerin takdirini kazanabilmek olduğundan, Abel de Paris’te zamanın büyük isimlerinden Cauchy’ye bir çalışmasını takdim eder. Oysa Cauchy kendi ünüyle meşgul, bu kuzeyden gelen genç adamın verdiği çalışmayı okumadan kaybeder. Abel de Berlin’de tanıştığı Crelle adlı bir matematikçinin teklifine uyarak onun yeni çıkaracağı bir matematik dergisine makale göndermeye başlar.
Bugün Crelle Dergisi takma adıyla bilinen bu çek prestijli derginin ilk sayısında
altı makale yayınlar ve matematik dünyasında tanınması da bu sayede olur. Abel’in
matematiğe katkısı, eliptik integral adıyla bilinen bazı tür integrallerin kavram
olarak anlaşılmasını sağlamaktan ibarettir. Bu integrallerin nasıl hesaplanacağı
hala bilinmemekle birlikte, altlarında yatan temel kavramların ne olduğu Abel’in
ve çağdaşlarının çalışmalarıyla aydınlanmıştır.
Abel’in matematik dünyası dışında da tanınmasını sağlayan çalışması ise beşinci
derece polinom denklemlerinin çözümleriyle ilgilidir. Birinci ve ikinci derece
polinom denklemlerinin çözümü yıllardır biliniyordu. Üçüncü derece polinom denkleminin
çözümünü, 15. Yüzyılda İtalyan matematikçi Cardano, dördüncü derece polinom
denklemin çözümünü de Cardano’nun arkadaşı Ferrari, yine katsayılar cinsinden
çözmeyi başardı.
İnsanlar dördüncü derece denklemlerden sonra beşinci derece denklemlerle tam
üç yüzyıl hiçbir sonuç almadan uğraşmışlardır. İşte Abel burada tarih sahnesine
çıktı. Abel, beşinci dereceden genel bir polinomun köklerinin bilinen yöntemlerle
bulunmasının mümkün olmadığını gösterdi. Bazı özel beşinci derece denklemlerin
çözümünün bulunduğu halde, her denkleme aynı şekilde uygulandığında, bize çözümü
verecek bir metodun olmadığını ispatladı.
Abel, matematikte elde ettiği parlak sonuçlara rağmen hayatı boyunca doğru dürüst
bir iş bile bulamadı. Matematikçi olarak kendisini Avrupa’daki matematik çevrelerine
bir türlü kabul ettiremedi. Sonunda 26 yaşında, yokluk içinde veremden öldü.
Ölümünden iki gün sonra adına bir mektup geldi. Berlin Üniversitesi’nden gönderilmiş
bir mektup, Abel’in ölümünden habersiz, genç matematikçiye çalışmalarının dikkat
çektiğini ve kendisine üniversitede iş teklif ettiklerini bildiriyordu. Öldükten
sonra anlaşılma olgusunun bu denli tez gerçekleştiği bu denli tez gerçekleştiği
bir daha görülmedi.