Sonja Kowalewsky:
( 1850 – 1891 )
Güzel, hirsli ve basarili...
15 Ocak 1850’de Moskova’da aristokrat bir ailenin kizi olarak dogan
Sonja Korvin Kroukowka, küçük yasindan itibaren matematik çalismaya
baslamisti. Sonja’nin yurt disinda ögrenim görme arzusu onu
Almanya’nin Heidelberg Üniversitesi’ne götürdü.
E.T. Bell’e göre bu çok yetenekli genç kiz, yalniz
yeni zamanlarin en yüksek kadin matematikçisi degil, ayni zamanda
kadinin özellikle yüksek ögretimdeki yeteneksizligi fikrine karsi,
bagimsizliga kavusmasi cerayaninin önderi olmustur.
1869 sonbaharinda 19 yasinda göz kamastirici bir genç kiz olan Sonja,
Heidelberg’de Leo Königsberger’in eliptik fonksiyonlar, Kirchoff
ve Heltmotz’in fizik derslerini izler. Weierstrass’in ilk ögrencilerinden
olan Königsberger durmadan Sonja’ya hocasini methediyordu. Sonja
Weierstrass’in iliminden yararlanmak için onunla konusmaya karar
verir. 1870’lerde evlenmemis kiz ögrencilerin durumu bir bakima anormal
görüldügünden, Sonja dedikodulardan kaçinmak amaciyla
“seklen evlilik” denilen bir anlasma yaparak, Almanya’ya giderken
kocasini Rusya’da birakir. Weierstrass’a baslangiçta evli
oldugunu söylemez. Weierstrass’in ögrencisi olmak arzusuyla
Berlin’e gittiginde Sonja yirmi yasinda, canli, kararli ve çok
ciddi idi. “Weierstrass hiç evlenmemisti, ama güzel bir kadinin
ayagina gelmesiyle sivisip gidecek kadar ürkek bir bekar degildi.”
diyor Bell. Sonja ayni zamanda parlak bir yazardi, bir genç kiz olarak
matematik ve edebiyat kariyerini seçmekte uzun zaman tereddüt etti.
Sonradan dinlenmek için Rusya’ya döndügünde, kendi
anilari üzerine yazdigi kitap Iskandinav ülkelerinde basilmistir.
Bunun yayinindan sonra Rusya ve Iskandinavya’daki edebiyat kritikleri,
Sonja’nin stil ve düsünce bakimindan en iyi yazarlara eristigini
söylemislerdir.
Weierstrass elli yasindaydi, matematige basladigi siralarda kendisine hocalik
eden Gudermann’in yardimlarini unutmamisti. Sonja, heyecanini saklamak
için -bir sey elde etmek istedigi vakit “kimsenin dayanamayacagi
kadar fevkalade güzel gözlerini Weierstrass’in görmemesi
için”- genis kenarli büyük bir sapya giymisti. Ilk görüsmelerinden
itibaren Sonja’nin ciddi çehresi, Weierstrass’da iyi bir
etki yaratmisti; ögrencisinin matematikte yetenegini ögrenmek için
Königsberger’e mektup yazarak, genç kizin kisiliginin gereken
güveni verip vermedigini sordu. Aldigi heyecanli cevap üzerine, Weierstrass,
üniversite kurulundan, Sonja’nin derslerine kabul edilmesi iznini
elde etmege çalisti. Yanit, “kesin red” olunca, bos vakitlerinden
ona ayirarak yetistirmek istedi; ona her pazar, ögleden sonra kendi evinde
ders veriyor ve haftanin baska bir gününde onun evine gidiyordu. Ilk
derslerden sonra Sonja sapkasini çikardi, 1870 sonbaharinda baslayan
bu dersler, hemen hemen araliksiz olarak 1874 sonbaharina kadar sürdü,
birbirlerini görmedikleri zaman mektuplasiyorlardi. 1891’de Sonja’nin
ölümünden sonra Weierstrass, çesitli mektup ve büyük
olasilikla biriken matematik notlariyla birlikte, Sonja’nin bütün
yazdiklarini yakti. Sonja son derece daginik bir kadindi, arkasinda biraktiklarinin
çogu parça parça, yahut cesaret kirici bir düzensizlikteydi;
halbuki Weierstrass ile hos genç dostu arasindaki mektuplasma -bunun
büyük bir kismi matematikle ilgili oldugu zaman bile- dostça
hisleri açiklar, ilmi bakimdan, bu mektuplardan çogunun büyük
önemi olmasi muhtemeldi diyor Bell.
Sonja, Heidelberg’de iken, yine Rus asilli bir kiz arkadasi, Bunsen’in
laboratuvarinda kimya ögrenmeyi çok istiyordu ama atlatilmisti.
Arkadasi Sonja’nin sert kimyaci üzerinde ikna kuvvetini denemesini
istedi.
Sonja sapkasiz olarak Bunsen’a gider, onu arkadasini ögrencisi olarak
kabul etmeye ikna eder ama, Sonja gider gitmez Bunsen ne yaptigini farkeder.
Ilerde Weierstrass’a “Bu kadin beni yeminimden caydirdi...”
diye yakinir. Weierstrass alingan bir bekar olan Bunsen’dan Sonja’nin
tehlikeli bir kadin oldugunu isittiginde, Sonja’nin iki yildan fazla bir
zamandan beri kendisinden özel dersler aldigini bilmeyen dostunun endisesiyle
çilginca eglenir. Bunsen yillardan beri yüksek sesle, hiçbir
kadini, özellikle hiçbir Rus kadinini laboratuvarinin mabedine almayacagini
söylemekteymis...
Weierstrass birgün Sonja’ya kendisinin önem verdigi yayimlanmamis
çalismalarindan birini gönderir. Herhalde Sonja bu çalismayi
kaybetmis olmali ki, Weierstrass’in mektuplarindan anlasildigi gibi, hocasi
ne zaman bu meseleyi açmak istediyse, Sonja bunu örtbas eder. Diger
taraftan Weierstrass’in yayinlanmamis diger çalismalarina büyük
bir özenle elinden gelen katkiyi yapar.
Sonja, 1874’te Göttingen’den “in absentia” (disardan
gelen ögrenciler) diplomasi aldiktan sonra dinlenmek üzere Rusya’ya
döner. Asiri çalismalar ve ugraslardan çok yorulmustur, ama
ünü kendinden önce memleketine ulasmistir bile. Weierstrass,
bu ayricalikli ögrencisine uygun bir çalisma yeri bulmak için
bütün Avrupa ile haberlestigi siralarda, Sonja, St. Petersburg’daki
kibar alemlerde, havailikler içinde dinleniyordu; Weierstrass ugrasmalarindan
bir sonuç alamayinca, o zamanki akademik gelenegin tutuculugundan tiksinir.
1875’de Sonja babasinin ölümünü Weierstrass’a
bildirir, fakat Weierstrass’in taziyetine bile cevap vermeden, üç
yila yakin sesi sedasi çikmaz. 1878 Agustos’unda Weierstrass göndereli
çok uldugu için tarihini hatirlayamadigi bu mektubunu alip almadigini
Sonja’ya sorar: “Mektubumu almadiniz mi? Acaba bana -sizin dediginiz
gibi- en iyi dostunuza, serbestçe güvenmenize acaba bir engel mi
var? Bunu bana yalniz siz açiklayabilirsiniz...” Weierstrass, ayni
mektubunda onun matematigi biraktigi dedikodularini yalanlamasini rica eder.
Weierstrass’i ziyarete giden Rus matematikçisi Tchebicheff, onu
bulamayinca Brichhardt’la görüsür ve Sonja’nin sosyete
alemine daldigini söyler.
Sonja Weierstrass’in mektubuna, onun bedbaht ve hasta oldugunu bildigi
halde cevap vermemisti. Kadinliginin matematik emellerine üstün çiktigi
bu günlerde kocasiyla mutlu yasamaktaydi. Weierstrass’a sonunda verdigi
cevap ise aldatici idi. O, essiz dehasini anlatmakla bitiremeyen amatör
sanatçilar, gazeteciler v edebiyatçilarin adeta bir mabudesi olmustu
o zamanlar. Sayet normal bir hayat sürebilseydi kendi kafasina sekil veren
adami küçümsemek durumuna düsmeyecekti diye yaziyor Bell.
1878 yilinda Sonja’nin bir kizi olur. Bu dogumla gelen dinlenme, onun
zayiflamis matematik ilgisini yeniden uyandirir ve Weierstrass’a bir konu
üzerine danismak için mektup yazar. Weierstrass o konudaki yayinlari
arastircagini bildirir. Sonja’nin kendisi bu kadar uzun zaman ihmal etmis
olmasina ragmen, Weierstrass ona her zaman yardima hazirdi. 1880 yilinin Ekim
ayinda Sonja’ya yazdigi bir mektubunda söyledigi gibi, yegane esef
ettigi nokta, Sonja’nin uzun suskunlugunun kendisini onun yardimina kosmak
firsatindan yoksun birakmasiydi. “Fakat geçmis üstünde
durmayi sevmem, gelecege bakalim” diye eklemisti.
Birtakim sikintilar Sonja’yi uyandirdi; o matematikçi olarak dogmustu
ve bir ördegin sudan vazgeçemeyecegi kadar o da matematikten vazgeçemezdi.
1880 Ekiminde Sonja (otuz yasinda idi) bir sey danismak için Weierstrass’a
yazdi ve cevabini beklemeden Moskova’dan Berlin’e geldi. Sonja sarsilmis
bir halde beklenmedik bir zamanda gözükünce, Weierstrass ona
bütün gününü verdi. Herhalde Sonja’yi iyice paylamis
olmali ki, Sonja Moskova’ya döndügü zaman, kendini öyle
bir heyecanla matematige verdi ki, ne eglence düskünü dostlari,
ne de budala tufeyliler onu taniyabildiler. Sonja Weierstrass’in önerisi
üzerine “kristal bir ortamda isigin yayilmasi problemi”ni ele
aldi.
1882’deki yazismalari öncekilere göre iki farklilik gösterir:
Bir kismi tamamen matematige aittir, diger kismi ise Sonja ile kocasinin -bilhassa
Bay Kowalewsky karisinin zihinsel yeteneklerini gerektigi kadar takdir etmediginden-
birbiri için yaratilmis olmadiklarina aittir.
Kocasinin 1883 Mart’inda ani ölümüyle Sonja’nin aile
problemleri biter. Kendisi Paris’te, kocasi Moskova’da idi o siralarda.
Kocasinin ölümü büyük bir yikim olur, bes gün
kendisini kaybederek yemek bile yemeden odasina kapanir, ama altinci günde
kendine gelip, kagit-kalem isteyerek, matematik formüllerine dalar. Sonbaharda
tamamen iyileserek, Odesa’da toplanan bilimsel bir kongreye katilir. Isveçli
matematikçi Mittag-Leffler sayesinde 1884 sonbaharinda, 1889’da
ömür boyu profesör olmak üzere Stockholm Üniversitesi’ne
atanir.
Weierstrass’in, son zamanlarinda duydugu en büyük sevinci, en
kiymetli ögrencisinin meziyetlerinin taninmis olmasidir.
Sonja 1888 Noel arifesinde; bir kati cismin sabit bir nokta etrafindaki dönmesini
açiklayan arastirmasiyla Fransiz Ilimler Akademis’nin Bordin Ödülü’nü
kazandi. Jüriye göre arastirmasinin o kadar ayricalikli bir degeri
vardi ki, ödülün miktari önce bildirilen 3000 franktan 5000
franga yükseltildi. Bu basari üzerine Weierstrass’in mutluluguna
diyecek yoktur. “Basarinizin beni ve kizkardesimi ve buradaki bütün
dostlarinizi ne kadar mutlu ettigini söylememe gerek yoktur. Özellikle
ben, gerçek bir mutluluk duydum, bu isten anlayanlar, benim sadik ögrencimin
‘benim zayif tarafimin’ basibos bir kukla olmadigi kararini ilan
ettiler.”
Sonja Satürn’ün halkasi teoremi ile de ugrasti. Matematik fizikte,
ikinc imertebeden kismi türevli diferansiyel denklemler üzerindeki
yayinlariyla ünlü Fransiz matematikçileri Darboux ve Hadamard’la
Sonja Kowalewsky ismi de yer almaktadir.
Bu büyük ödülden iki yil sonra kisa süren bir hastaligin
ardindan 10 Subat 1891’de Stockholm’de öldü. Weierstrass
ise alti yil sonra 1897’de öldü.
Sophie Germain:
(1776-1831)
Matematik dünyasina girebilmek için erkek ismi...
Sonja Kowalewsky’den önce yasamis Fransiz hanim matematikçisi
Sophie Germain’i anlatmak için, Kowalewsky’nin hocasi Weierstrass’dan
söz ettigimiz gibi, bu defa bilimlerin kraliçesi matematigin prensi
Gauss’dan söz etmek gerekiyor. Almanya’nin Braunschweig sehrinde
1777’de fakir bir ailenin oglu olarak dünyaya gelen Gauss, çocukluk
çaginda parlayarak, genç yaslarinda metamatige kesinlik getirme
ve yeni devir açma mertebesine erisir. O çaglardaki hocalarinin
ve onlar vasitasiyla Braunshweig Dükü Ferdinand’in destekleriyle
büyük çalismalar yapmak imkanini buldu. Esas konumuz Gauss
olmadigi için onun için söylenmesi gereken güzel sözleri
bir tarafa birakarak; sadece saheseri Disquisitiones Arithmatica’yi zikredelim.
Gauss, arastirmalari için kendisine danisanlarla yazismalarinda, bilimsel
iliskilerinde çok yürekli davranirdi. Hiç görüsmemelerine
ragmen, Sophie Germain’e bilimsel olarak gösterdigi ilgi, o devirdeki
bir adam, üstelik bir Alman için esine az rastgelinir bir olaydir
diyor E. Bell.
Fransiz matematikçisi Sophie Germain (1776-1831) Gauss’dan bir
yas büyüktür. Disquistiones Arithmetica’ya hayran olup,
bundan ilham alan Sophie Germain, aritmetik üzerine bazi çalismalarini
Gauss’a mektupla göndermis, fakat Gauss’un bir kadin matematikçiye
olumsuz bir kanisi olabileceginden çekinerek mektuplarinda bir erkek
adini, M. Leblanc’i kullanmisti. Gauss, bu mektuplari derin takdir besleyerek
mükemmel Fransizcasi ile yanitliyordu.
Fransizlar Hannover’i isgal ettiklerinde, Germain, Gauss’a yardim
etmek amaciyla M. Leblanc maskesini kaldirmak zorunda kalir. 30 Nisan 1807 tarihli
mektubunda Gauss, Sophie’nin kendisi için Fransiz Generali Petnety’ye
gitmesine tesekkür ediyor ve savastan aci aci yakiniyor, ayni zamanda eserlerinden
dolayi Sophie’ye takdirlerini bildiriyor ve kendisinin sayilar teorisine
olan derin merakini anlatiyordu. Isti Gauss’u en cana yakin bir sekilde
gösteren bu mektuptan bir parça:
“... Mektuplastigim M. Leblanc’in -hiç tahayyül edemeyecegim
bazi seyler hakkinda bu mükemmel örnegi vererek- birdenbire su ünlü
kisilige (Sophie Germain) dönüsmesini görmekle duydugum hayreti
size nasil açiklayabilirim. Genellikle soyut bilimlere ve özellikle
sayilarin bütün gizemine karsi duyulan bu zevk pek ender olmakla beraber
sasilacak bir sey degildir. Bu bilimin sihirli çekiciligi, ancak onun
derinliklerine kadar inmek cesaretini gösteren kimselere kendini gösterer.
Fakat bir kadin çetin arastirmalara girisince örflerimize ve düsüncelerimize
göre erkeklerin karsisina çikan güçlüklerden çok
daha fazlasiyla karsilasirsa, buna karsin önüne çikan engelleri
asmaya ve en karanlik noktalara kadar sokulabilmeyi basarirsa bu kadinda hiç
süphe yok ki, en asil bir cesaret, tamamiyla olaganüstü bir kabiliyet
ve yüksek bir dehanin oldugu kanisina varmaliyiz. Gerçekten, yasamimda
bana o kadar nese ve zevk vermis olan bilimin bu çekiciliginin oldugu
kadar, bilime onur vererek gösterdiginiz ilginin imkansiz hülyalar
olmadigini hiçbir sey bu kadar çekici süpheye meydan vermeyen
bir sekilde kanitlayamazdi”. Gauss matematik sorunlari üzerinde tartisarak
devam ediyor metubuna. Bu mektubun üst tarafina yazilan su birkaç
sözcük, üzerinde durulmaya deger. “bronsvic (Braunschweig),
ce 30 Avril 1804 Jour de manaissance” (bu 30 Nisan benim dogum günüm).
Gauss’un arkadasi Olbears’e 21 Temmuz 1807’de yazdigi bir
mektup, genç kadina yapilan övgülerin sirf bir nezaketten ibaret
olmadigini göstermektedir. “Langrange astronomi ve yüksek matematikle
ilgileniyor, hangi asal sayilar için 2’nin kübik veya kuadratik
bir rezidü (kalan) oldugu üzerine bir süre önce göndermis
oldugum iki deneme teoremini kanitlanacak en güzel ve en zor teoremlerden
ikisi olarak düsünmektedir; halbuki Sophie Germain bunun kanitlarini
bana gönderdi, bu kanitlarin bir degeri oldugunu sanirim...”
Göttingen Üniversitesi Gauss’un Sophie için teklif ettigi
fahri doktor ünvanini vermeye vakit bulamadan Sophie Paris’te öldü.
Yine oldukça genç yasta ölen bu Fransiz hanim matematikçinin
fizikten, analize ve soyut matematige geçisteki önemli katkilarini
matematik tarihi yazmaktadir.
Bell, “Sophie matematikle ugrasan kadinlara kader tarafindan verilen ugurlu
bir isimdir, yeter ki hayatlarinda genis fikirli hocalara rastlamis olsunlar...”
diyor. Kader beni de Türkiye’nin en büyük matematikçisi
Cahit Arf’in ögrencisi yapti, keske bu temenni için S harfi
yetmis olsaydi diye düsünüyorum...
Emmy Noether: (1882-1935) Büyük cebirci
Sonja Kowalewsky’den 30 yil sonra dogan Emmy Noether’in modern soyut
bilime katkilarini anlatmak için daha bilimsel bir yazi çerçevesi
gerekir. Üniversite ögrenciligim sirasinda, rahmetli hocam Cahit Arf’in
cebir ve ileri sayilir teorisi derslerinde Noether ismini çok duymustum,
ama kendisinin bir büyük hanim matematikçi oldugunu sonradan
farkettim; soyadinin önündeki harflere dikkat etmemisim herhalde...
Çünkü babasi Max Noether (1844-1921) Almanya’da yasamis,
cebirsel fonksiyonlar teorisi, cebirsel geometride sayisiz teoremleri ile taninmis
bir matemakçidir. Erlangen’de dogan kizi Emmy, önce Göttingen’de
profesör olmus, modern cebire önemli katkilarda bulunarak sayisiz
ögrenciler yetistirmistir. Topoloji ve ideal teorileri ve Galois teorisinin
modern takdimi üzerindeki arastirmalari ile adini dünyaya duyurmustur.
1933’de Yahudi oldugu için Alman Nazizmi’nden kaçmak
zorunda kalarak, ABD’ye göç etmistir. Yine orada önemli
bir kolej olan Bryn Mawr College’de profesörlüge baslamistir.
O da, oldukça genç ölmüstür. Daha uzun yasasaydi
matematik çok seyler kazanacakti.
Alman matematikçisi Landau’a göre Emmy, N. ailesinin baslangiç
(orijin) noktasidir.
Bir hanimin yasiti erkekleri asarak matematige büyük katkilar saglamasinin,
matematigi seven hanimlara cesaret vermesini, örnek olmasini dilerim hep.
Hypatia:
(M.S. 370-415)
Aydinligin son isigi
Simdi, epey gerilere giderek Iskenderiyeli astronom ve matematikçi Theon’un
kizi Hypatia’yi anlatalim. Bilimi ve zerafeti ile oldugu kadar güzelligi
ile de ünlü olan bu filozof ve matematikçi Grek hanim Atina’da
egitimini tamamladiktan sonra Iskenderiye’ye yerlesmis ve orada bir okul
açmistir. Zamaninda yasayanlarca filozof Isidorus’un karisi oldugu
söylenmisse de, bunda bir yanilgi oldugu sanilmaktadir; çünkü
güvenilir yazarlara göre Hypatia hiç evlenmemistir. Babasindan
aldigi saglam fikir yapisi ile kendisini Platon’un izinde buldu ve Iskenderiye’de
Platon, Aristo ve Suda gibi diger filozoflar üzerine halka açik
dersler verdi. En önemli ögrencisi Synesios’dur. Sonradan büyük
filozof olan bu ögrencisi ona hayranligini ve ilmine duydugu takdirlerini
bildiren pek çok mektup yazmistir. Bu mektuplar felsefe tarihi kitaplarinda
bugüne kadar gelmistir. Buna karsin Damaskios ve onun hocasi Isodoros,
Hypatia için filozof olarak büyük takdirlerini söylerken
Iskenderiye’deki Platon geleneginin etkisi altinda kalmayip, kendi kararini
verseydi geometride daha ileri olurdu fikrini ileri sürmüslerdir.
Sinosios ve Herakles’in yetismelerinde ögretmenleri Hypatia’nin
üstün gayreti tesekkürle anlatilmaktadir.
Hypatia çesitli bilim dallarinda çalismisti; yaratici olmaktan
çok bir elestirmen ve yorumcu (commentator) idi. Astronomik tablolar,
Appolonius konik kesitleri ve Diophant üzerine yorumlari vardir.
Hypatia’nin en parlak zamani Arkadius’un hükümranligi
dönemine, 415’deki trajik ölümü de Arkadius’un
halefi devrine rastlar.
Hypatia’nin Iskenderiye’de yeni Platonculugu yansitan felsefesi,
yaklasimi bakimindan Atina okuluna göre daha arastirmaci ve bilimsel nitelikteydi,
ayrica Atina okulu kadar mistik egilimler tasimiyordu.
MÖ 3. yüzyildan baslayarak altiyüz yillik bir süre boyunca
insanlarin Iskenderiye’de baslattigi düsünsel ortamdan sonraki
baski, ögrenmekten korku bütün izleri yok etmistir. Hiristiyanliktan
sonra filozoflar takimi Roma hükümdarinin himayesinde olmaya devam
ettiler ve yeni egitim hiçbir sekilde yiginlara mal edilmedi. Hükümdar
Julyana Apostata’nin onlara verdigi koruma, ölümünden on
yil sonra da devam etti. Hypatia o dönemde ilk Hiristiyanlarca büyük
ölçüde putperestlikle özlestirilen ögrenim ve bilimi
simgeliyordu. Bu nedenle Iskenderiye’de Hiristiyanlar ve Hiristiyan olmayanlar
arasindaki gerginlik ve çatismalarin öne çikan ismi olarak
görülüyordu. Eski aydinlanmanin temsilcisi olan Hypatia, Pitolemais
sehrinin putperest valisi Orestes’in himayesine siginir, Rahip Cyrillos’un
Iskendiriye’ye Baspiskopos olmasindan sonra gerginlikler daha artar ve
onun yandaslarinin olusturdugu bir kitle tarafindan sokakta araba altinda linç
edilir.
Önceleri Makedonyalilar, sonra Romali askerler, Misirli rahipler, Yunan
aristokratlari, Fenikeli denizciler, Yahudi tacirler, Hindistan ve Güney
Sahra’dan gelen ziyaretçiler Iskenderiye’nin parlak döneminde
büyük bir uyum içinde yasamislardi. Büyük Iskender’in
kurdugu bu sehrin muhtesem bir kütüphanesi ve buna bagli bir müzesi
vardi. Bilim ve düsünce ürünleri burada çiçek
açmisti; pek çok bilim adaminin yaninda Iskenderiyeli Theon ve
kizi Hypatia da bu kütüphaneye devam edenler arasindaydi. Bu kütüphane
de fanatikler tarafindan yakilmistir.
Kaynak:
BILIM ve ÜTOPYA Haziran 2000 Sayi 72